Dava Dilekçesine İlişkin Tebligat Zarfında HMK 122 Gereğince Davaya 2 Hafta İçinde Cevap Verileceği Yönünde İhtarat Yazmazsa Tebligat Geçersizdir

YARGITAY
7. Hukuk Dairesi
Esas No: 2022/7346
Karar No: 2023/1184
Karar Tarihi: 28-02-2023

Taraflar arasındaki TMK’nın 713/2 inci maddesi uyarınca ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Hukuk Genel Kurulunca İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA

Davacı vekili; dava konusu taşınmazın tamamının tapuda ½ pay maliki olan davacının zilyet ve tasarrufunda olduğunu, davalıların mirasbırakanı olan diğer ½ pay maliki …’nin 13.10.1968 tarihinde öldüğünü ileri sürerek ½ payının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili, davacının malik sıfatıyla zilyet olmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin TMK’nın 713/2 nci maddesinde düzenlenen “ölmüş” ibaresinin iptal ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2013 tarihli ve 2011/945 Esas, 2013/138 Karar sayılı kararı ile; 4721 sayılı TMK’nın 713/2 nci maddesindeki “ölmüş” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 2009/58 Esas, 2011/52 Karar sayılı ilamı ile iptal edildiği, iptal kararlarının derdest davalara uygulanacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 12.05.2014 tarihli ve 2013/14740 Esas, 2014/9253 Karar sayılı ilamı ile Anayasa Mahkemesinin karar tarihi olan 17.03.2011 tarihinden önce hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu belirtilerek, işin esasına girilmesi ve sonuca göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

3. İlk Derece Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2015/638 Esas, 2015/668 Karar sayılı kararı ile önceki kararda direnilerek, davanın reddine karar verilmiştir.

4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Hukuk Genel Kurulu Kararı

1. Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2019 tarihli ve 2017/8-1671 Esas, 2019/973 Karar sayılı ilamı ile Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna karar verilmiştir.

2. Hukuk Genel Kurulunun yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekilinin karar düzeltmeye ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 19.07.2022 tarihli ve 2020/291 Esas, 2022/278 Karar sayılı ilamı ile tanık beyanları doğrultusunda dava konusu taşınmazın tamamının bir bütün olarak davacının zilyetliğinde olduğu, dava konusu taşınmazın içerisinde bulunan kargir evi ardiye olarak kullandığı, etrafına tel örgü çektiği, meyve ağaçlarının da davacı tarafından dikildiği, taşınmazın davalılar tarafından hiç kullanmadığı, davacının 2011 yılına kadar 20 yılı aşkın bir süredir nizasız, fasılasız, ekonomik amaca uygun ve malik sıfatıyla zilyetliğinin bulunduğu, zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı lehine gerçekleştiği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmaması gerektiğini, dava konusu olayda TMK’nın 713/2 nci maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmediğini, yalnızca davacı tanıklarının dinlendiğini, süresinde cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle davalı tanıkları dinlenilmemiş ise de davalılara usulüne uygun tebligat yapılmadığından cevap dilekçesinin süresinde olduğunu, eksik araştırma ile karar verildiğini, bilirkişi raporuna itiraz edilmesine rağmen ek rapor alınmadığını belirtmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nın 713/2 nci fıkrasında yer alan “maliki 20 yıl önce ölmüş” hukuki sebebine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü Zamanaışımı” başlıklı 713 üncü maddesi,

2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 122 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1. Anayasası’nın 36 ncı maddesine göre; herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.

2. 6100 sayılı HMK’nın 119/1 (f) hükmü uyarınca, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin, dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. Delillerin bildirilmesi hakkındaki bu düzenleme, Kanunumuzda kabul edilen somutlaştırma yükünün de bir gereğidir. Dava dilekçesinin davalıya tebliğinde, davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği ihtarının gerektiği HMK’nın 122 nci maddesinde düzenlendikten sonra, aynı süreye “cevap dilekçesini verme süresi” başlıklı 127 nci maddesinde tekrar yer verilerek “Cevap dilekçesini verme süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır…” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Bu aşamada vurgulamak gerekir ki; HMK’nın 122 nci maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere cevap süresi, Kanun tarafından düzenlenmiş kesin bir süre haline getirilmiştir.

3. Bu hakkını kullanmayan, yani süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılacaktır (HMK mad. 128).

4. Tarafların ikinci dilekçelerini verme usulleri de ayrıntılı olarak düzenlenmiş olup davacının, cevap dilekçesinin kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde cevaba cevap dilekçesini; davalının da davacının cevabının kendisine tebliğinden itibaren iki hafta içinde ikinci cevap dilekçesini verebileceği belirlenmiştir (HMK mad. 136).

5. HMK’nın “Cevap dilekçesinin içeriği” başlığını taşıyan 129 uncu maddenin 1 inci fıkrasının (e) bendinde savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin cevap dilekçesinde bulunması gerektiği belirtilmiştir.

6. Yukarıda belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere gerek davacı gerekse davalı bakımından delil gösterme ile delil sunma kanunda ayrı ayrı ele alınmış; dava ve cevap dilekçelerinde iddia edilen vakıaların hangi delillerle ispatlanacağının belirtilmesi zorunluluğundan söz edildikten sonra, eldeki belgelerin dilekçelere eklenmesi, elde bulunmayan belgeler için ise nereden getirtileceği konusunda bilgi verilmesi gerektiği açıkça öngörülmüştür.

7. Bir davanın görülmesi için taraf teşkilinin sağlanması esas olup hâkimin bu hususu re’sen gözetmesi gerekir. Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür. Anılan tüm bu yasal düzenlemelerde, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin katılımının sağlanması ise mahkemece yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.

8. Mahkemece, öncelikle davalı tarafa dava dilekçesinin usulünce tebliğ edilmesi (HMK. m. 122), dilekçelerin değişimi (teatisi) aşamasının tamamlanması (HMK.m.126-136), daha sonra ön inceleme ve duruşmasının yapılması (HMK. M. 137-142) ile tahkikata geçilmesi halinde, davalı delil bildirdiği takdirde davalı delilleri de toplanıp, gerçekleşecek sonucu uyarınca dava hakkında bir karar verilmesi gerekir. Gerekli tebligatlar yapılmadan davayla ilgili yargılama yapılması ve karar verilmesi ilgili tarafın hukuki dinlenilme hakkını kullanmaması sonucunu doğurur.

9. Somut olayda, dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmiş ancak yukarıda açıklandığı gibi davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği ihtarı tebligatta belirtilmemiş, davacı tarafa yapılacak olan tebligatın ihtarı yazılmıştır. Bu haliyle davalılara yapılan tebligat usulüne uygun olmadığından süresinde cevap dilekçesi verilmemesinin sonuçları uygulanamaz. O halde cevap dilekçesinin süresi içinde verildiği kabul edilerek davalılar tarafından bildirilen deliller toplanmalı, davalı tanıkları usulüne uygun davet edilerek dinlenmeli sonuca göre karar verilmelidir.

10. Mahkemece yukarıda belirtilen usul ve esaslar gözetilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozma kararı verilmiştir.

VI. KARAR

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı HMK’nın geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

2. Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Taraflarca HUMK’nın 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Danışma Formu

Danışmanlık hizmeti almak ister misiniz? Meriç Hukuk ve Danışmanlık Bürosu uzman avukatları olarak tüm alanlarda müvekkillerine etkin hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.




    Randevu Tarihi: